Dolar 50,04 ₺ Euro 56,01 ₺ Sterlin 67,13 ₺ Altın (gr) 6.535,88 ₺ Gümüş (gr) 84,14 ₺ Bitcoin 4.020.751 ₺ ▲ 3,54% Ethereum 121.340 ₺ ▲ 5,73% BNB 35.852 ₺ ▲ 2,88% Tether 49,99 ₺ ▲ 0,02% XRP 65,47 ₺ ▲ 2,10% Solana 4.774 ₺ ▲ 2,13%
İhracat

AB'den Türkiye ekonomisi ve dış politikasına ilişkin değerlendirme

AB'den Türkiye ekonomisi ve dış politikasına ilişkin değerlendirme

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2026 Genişleme Paketi kapsamında hazırladığı Türkiye Raporu'nu kamuoyuyla paylaştı. Raporda Türkiye'nin stratejik konumu, Avrupa güvenliğine katkıları, uluslararası arabuluculuk rolü ve ekonomik kapasitesi olumlu değerlendirilirken, demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2026 Genişleme Paketi kapsamında hazırladığı Türkiye Raporu'nu kamuoyuyla paylaştı. Raporda Türkiye'nin stratejik konumu, Avrupa güvenliğine katkıları, uluslararası arabuluculuk rolü ve ekonomik kapasitesi olumlu değerlendirilirken, demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yargı bağımsızlığı alanlarında sorunlar bulunduğu öne sürüldü.

AB Komisyonunun Türkiye, Sırbistan, Arnavutluk, Karadağ, Kuzey Makedonya, Bosna Hersek, Kosova, Ukrayna ve Moldova'ya ilişkin değerlendirmelerini içeren 2026 Genişleme Paketi, AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos tarafından açıklandı.

Kos, Türkiye'nin AB üyeliği hedefi ile üyelik kriterlerini karşılama konusundaki ilerlemesi arasındaki farkın giderek açıldığını savundu. Bu nedenle üyelik müzakerelerinin 2018'den bu yana durma noktasında olduğunu belirten Kos, bölgesel bağlantısallık, iklim ve göç gibi ortak çıkar alanlarında işbirliğinin geliştiğini ifade etti.

Kos, "AB'nin, bu ülkeyle günümüz Avrupa'sındaki yeni gerçeklikleri yansıtan, işbirliğine dayalı ve karşılıklı yarar sağlayan bir ilişki geliştirme konusunda stratejik çıkarı bulunmaktadır" dedi.

Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacminin 210 milyar avroya ulaştığını belirten Kos, bazı Avrupalı şirketlerin Gümrük Birliği'nin güncellenmesinde "açık çıkarı" bulunduğunu söyledi.

Kos, "Bizim de açık bir menfaatimiz var. Bizim menfaatimiz, Türkiye'yi özellikle NATO’nun en güçlü ikinci üyesi olması nedeniyle stratejik bir ortak olarak görmemizdir" ifadelerini kullandı.

Doğu Akdeniz ve Ege'deki gelişmelerin ikili ilişkileri zorlaştırabileceğine dikkati çeken Kos, şu değerlendirmede bulundu:

"Türkiye'den uluslararası hukuka, iyi komşuluk ilişkilerine ve AB üyesi devletlerin egemenliğine saygı göstermesini bekliyoruz. AB ayrıca, AB-Türkiye işbirliğini daha da güçlendirmenin bir yolu olarak, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasına ve bu süreçte ilerleme kaydedilmesine büyük önem vermektedir. BM Genel Sekreteri'nin resmi görüşmelerin yeniden başlatılmasına yönelik çabalarını bütünüyle destekliyoruz."

Raporda, Türkiye'nin AB'ye aday ülke ve Birliğin önemli ortaklarından biri olduğu vurgulandı.

Aralık 2024'teki AB Liderler Zirvesi'nde, Doğu Akdeniz'de istikrarlı ve güvenli bir ortam oluşturulması ile Türkiye'yle karşılıklı faydaya dayalı ilişkilerin geliştirilmesinin stratejik öneminin yeniden teyit edildiği hatırlatıldı.

"AB adayı ülke, NATO ve AGİT üyesi ve kritik bir jeostratejik konumda bulunan yakın komşu olarak Türkiye, Avrupa güvenliğinde ve bölgeler arası bağlantısallık gündeminde önemli bir rol oynamaktadır. AB-Türkiye Gümrük Birliği de AB tedarik zincirlerinin dayanıklılığına ve çeşitlendirilmesine katkıda bulunan önemli bir unsurdur."

Suriye, Ukrayna, Gazze, Orta Doğu ve Güney Kafkasya'daki gelişmelerin Türkiye'nin stratejik bölgesel rolünü daha belirgin hale getirdiği belirtildi.

AB ile Türkiye'nin ortak çıkar alanlarında işbirliğini yeniden güçlendirmeye yönelik temaslarını sürdürdüğü kaydedilen raporda, "Bu doğrultuda, ortak çıkar alanlarında üst düzey temaslar artırılmıştır. AB, belirlenmiş koşullara bağlı olarak Türkiye ile aşamalı, orantılı ve geri döndürülebilir bir yaklaşımla yapıcı angajmanını yeniden sürdürmektedir" ifadeleri kullanıldı.

Türkiye'nin AB'ye katılım sürecini koordine etmek amacıyla gerekli kurumsal düzenlemeleri oluşturduğu belirtilerek, "Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki AB Başkanlığı, bakanlıkların tamamına yayılan irtibat noktaları ağıyla birlikte yeterli kaynaklara sahiptir. Başkanlık, AB Delegasyonu ile etkili işbirliğini sürdürmekte ve AB'nin genişleme sürecine ilişkin bilgilendirme faaliyetlerinden sorumlu bir iletişim birimini bünyesinde barındırmaktadır" değerlendirmesi yapıldı.

Bununla birlikte, Türkiye ile katılım müzakerelerinin "2018'den bu yana durma noktasında kaldığı" hatırlatıldı. AB'nin demokratik standartlar, hukukun üstünlüğü ve temel haklara ilişkin endişelerinin giderilmediği ileri sürüldü.

Raporda, Türkiye ile AB arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi açısından Kıbrıs meselesine ilişkin çözüm müzakerelerinin yeniden başlamasına ve ilerleme sağlanmasına özel önem verildiği belirtildi.

İyi komşuluk ilişkilerinin Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin temel unsurlarından biri olduğu vurgulanan raporda, "Türkiye, rapor döneminde diğer genişleme ülkeleriyle ikili ilişkiler iyi seyretmiştir. Bununla birlikte, başta Yunanistan ve Kıbrıs olmak üzere bazı komşu AB üyesi ülkelerle ilişkiler sorunlu olmaya devam etmiştir" ifadeleri kullanıldı.

Türkiye'nin Batı Balkanlar ile tarihi, kültürel ve toplumsal bağlara dayanan güçlü ve çok boyutlu ilişkilerini sürdürdüğü aktarıldı.

Türkiye'nin "önemli bir güvenlik aktörü" olmaya devam ettiği belirtilerek, NATO'nun Kosova Gücü (KFOR) misyonuna ve EUFOR Althea Operasyonu'na önemli katkılar sağladığı vurgulandı.

Raporda ayrıca Türkiye'nin Kıbrıs meselesinin Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında adil, kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulmasına yönelik müzakereleri, ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları, AB ilkeleri ve müktesebatı doğrultusunda aktif biçimde desteklemesinin beklendiği ifade edildi.

Türk vatandaşlarının AB'ye seyahatlerinde vize zorunluluğunun devam ettiği hatırlatılırken, AB Komisyonu'nun 15 Temmuz 2025'te Schengen vizesine başvuran Türk vatandaşları için daha elverişli kurallar getiren kademeli vize uygulamasını kabul ettiği belirtildi.

Raporda, Türkiye'nin siber saldırılar, yapay zeka destekli dezenformasyon kampanyaları, kritik altyapılardaki güvenlik açıkları ve göç akımlarının olası manipülasyonu dahil çeşitli hibrit tehditlerle karşı karşıya olduğu kaydedildi.

Bölgesel çatışmaların güvenlik ortamını daha karmaşık hale getirdiği belirtilen raporda, "Özellikle insansız hava araçları (İHA) ve insansız deniz araçlarından kaynaklanan tehditler ile Rusya'nın 'gölge filosunun' yol açtığı güvenlik ve çevre riskleri nedeniyle deniz güvenliği önemli bir endişe kaynağı olmayı sürdürmektedir. Ukrayna'daki devam eden savaşın etkisiyle Karadeniz bölgesindeki durum değişkenliğini korumaktadır" değerlendirmesi yapıldı.

Raporda, Türkiye'nin AB ile dış politika alanında kapsamlı görüş alışverişine açık olmayı sürdürdüğü, rapor döneminde dış politika ve güvenlik konularında çeşitli istişareler gerçekleştirildiği aktarıldı.

Türkiye'nin stratejik özerklik arayışını sürdürürken önemli jeopolitik aktörlerle ilişkilerini dengelemeye çalıştığı, arabuluculuk ve diplomatik girişimlere dayanan çok yönlü dış politika izlediği belirtildi.

Raporda, "Türkiye'nin stratejik özerklik arayışını sürdürürken önemli jeopolitik aktörlerle ilişkilerini dengeleyen, arabuluculuk ve diplomatik girişimlerde bulunan aktif ve çok katmanlı dış politikasını sürdürmüştür. Artan jeopolitik değişimler, Türkiye'nin yükselen stratejik bölgesel rolünü daha belirgin hale getirmiş ve ortak zorlukların ele alınmasında AB ile Türkiye'nin ortak çıkar ve sorumluluğunu ortaya koymuştur" ifadeleri kullanıldı.

Türkiye'nin çeşitli ülkelerle stratejik ortaklıklar geliştirmeye devam ettiği belirtilerek, "Türkiye, dünyanın çeşitli ülkeleriyle yoğun ilişkiler ve stratejik ortaklıklar geliştirmeyi sürdürdü. Bölgesel jeopolitik rolünü güçlendirip normalleşme çabalarını ilerletirken, kolaylaştırıcı ve arabulucu olarak ve insani yardım sağlayan bir ülke olarak konumunu pekiştirmeye çalıştı." değerlendirmesi yapıldı.

Türkiye'nin BM, Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) dahil uluslararası kuruluşlarda aktif rol üstlendiği vurgulandı.

Raporda, "Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı'ndaki kilit rolünü sürdürdü." ifadesine yer verildi.

Bununla birlikte, Türkiye'nin söz konusu platformlarda AB tutumlarına uyumunun düşük kaldığı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) meşrulaştırmaya yönelik girişimlerinin BM öncülüğündeki çözüm görüşmelerine elverişli ortamın oluşturulmasını zorlaştırdığı öne sürüldü.

Türkiye'nin silahsızlanma ve silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin uluslararası anlaşmaların