Küresel merkez bankalarının para politikasında yeni bir denklem öne çıkıyor. Fed başta olmak üzere büyük merkez bankaları, faiz kararlarında tahvil getirileri, hisse senedi fiyatları, kredi maliyetleri ve döviz kurlarını kapsayan daha geniş finansal koşulları giderek daha fazla dikkate alıyor.
Analizlere göre ABD'de finansal koşullar yılın ikinci çeyreğinin sonunda ekonomik büyümeyi desteklemeye devam etti. Fed'in Finansal Koşulların Büyümeye Etkisi (FCI-G) göstergesi ikinci çeyrekte eksi 0,9 seviyesinde gerçekleşti. Bu değer, finansal koşullardaki değişimin gelecek bir yıl da ABD büyümesine 0,9 puanlık katkı sağlayabileceğine işaret ediyor.
Hisse senetlerindeki güçlü performans finansal koşulları gevşetirken, hazirandan bu yana tahvil faizlerinde yaşanan yükseliş ters yönde etki yarattı.
Analizlerde, ikinci çeyrek sonunda ABD'deki finansal koşulların teorik olarak olması gerekenden 50 baz puan daha gevşek olduğu hesaplandı. Bu farkın kapanması için gereken sıkılaşmanın, tek başına 10 yıllık ABD tahvil getirisinde 70 baz puanlık yükselişe eşdeğer olduğu belirtildi. 10 yıllık tahvil getirisinin hazirandan bu yana 80 baz puan yükselmesi ise piyasaların ihtiyaç duyulan sıkılaştırmanın önemli bölümünü halihazırda gerçekleştirmiş olabileceğine işaret ediyor.
Fed'in bundan sonraki adımlarında ise tahvil getirilerinin seyri, hisse senedi piyasaları ve doların performansı belirleyici olabilir. Piyasaların finansal koşulları yeterince sıkılaştırması durumunda, aynı etkinin art arda politika faizi artırımlarıyla sağlanmasına duyulan ihtiyaç azalabilir.
Yapay zeka yatırımları da Fed açısından iki yönlü bir etki yaratıyor. Yüksek yatırım ve varlık fiyatları kısa vadede talebi güçlendirerek daha sıkı finansal koşulları gerektirebilirken, yapay zekanın verimliliği artırması uzun vadede ekonominin enflasyon yaratmadan daha hızlı büyümesine olanak sağlayabilir.
Bu nedenle finansal koşulların seyri, Fed'in önümüzdeki dönemde ne kadar ilave sıkılaştırmaya ihtiyaç duyacağını belirleyen temel göstergelerden biri olacak.